15750,07%-2,31
43,93% -0,01
51,08% 0,00
7243,29% 0,56
11848,56% 0,00
Kılıçdaroğlu’na Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu ve DEVA Partisi Genel Başkanı Ali Babacan da eşlik etti.
Sahneye ilk çıkan isim ise Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı ve aynı zamanda 13. Cumhurbaşkanı yardımcısı Mansur Yavaş çıktı. 
Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş, Balıkesir'de düzenlenen Millet Buluşması'nda konuştu. Yavaş, " Kılıçdaroğlu seçilirse İHA'larımızı, SİHA'larımızı, F-16'larımızı hangara kapatırlar" diyen Tarım Bakanı Vahit Kirişçi'ye yanıt verdi.
– Seçime mi gidiyoruz, savaşa mı gidiyoruz anlamadık? Siyasi partiler birbirinin rakibidir. Bizim karşımızda düşman yok. Herkesin farklı düşünmesi gayet normal.
– İnsanlar daha öncesine ve şu anki duruma bakacaklar ve kendi gelecekleri için karar verecekler. Memnunsa iktidarı destekleyecekler, değilse değiştirecekler. Bu kadar basit. “Teröristleri nasıl gömdüysek, muhalefeti de gömeceğiz” diyorlar. Bu nasıl bir dil?
– Son günlerde İHA'lar, SİHA'lar, TOGG seçime alet edilmeye başlandı. Bunlar bizim milli malımız. Nasıl daha önceki hükümetler ASELSAN'ı, HAVELSAN'I, ROKETSAN'I, gelen hükümetlere devrettilerse elbette İHA'lar SİHA'lar da devredilecek.
– Bize düşen çok daha iyisini geliştirmek olacaktır. Bağımsızlık bizim geleneğimizde vardır. Bağımsızlığımızı korumak için milli güvenlik politikalarımızı devam ettireceğiz. Bugün bir bakan (Tarım Bakanı Vahit Kirişçi) diyor ki “Biz gidersek İHA'ları SİHA'ları hangara gömecekler.” Ne içtiniz ne yediniz sayın bakan? Ruh sağlığınız iyi mi sizin?”ifadelerini kullandı.

Ekrem İmamoğlu, şunları söyledi:
– Her şeyi bilen bir kişinin otoritesi bizi nereye getirdi görüyoruz. Pazara gittiğinizde bile dün ile bugün arasında fark var!
– İnsanlar cebindeki parasıyla dün alabildiklerini bugün alamıyorlar. 22 yıldır -cek, -cak diyen iktidarı bu millet tıpış tıpış evine yollar.
– Bu millet hak yiyenle yemeyeni ayırt eder. Balıkesir’in halkı yalancı pehlivanla gerçek pehlivanı ayırt eder. 15 Mayıs sabahında sizi pırıl pırıl güzellikte bir Türkiye’ye uyandıracağız. Mülakat belasından bu memleketi kurtaracağız.

Babacan "Balıkesir'de 15 Mayıs'ın coşkusunu şimdiden görüyorum. Bizim bu güzel insanlarımız çok çekti, çekiyor. Bizim bunlara itirazımız var. 14 Mayıs günü üreten Balıkesir hakkını asın diyor muyuz? Balıkesir alın terinin karşılığını alsın diyor muyuz? Bizim çiftçimiz sadece seçim döneminde mi hatırlanacak? Bakın iktidar daha yeni bir sürü vaatler sıralamaya başladı. Parça parça destek açıklıyorlar. Günaydın ya! Baktılar bu seçim başka, başladılar. Ama bu milleti kandıramazsınız. Yüzlerini gözlerine bulaştırıyorlar zaten" dedi.
Babacan "AK Parti Cem Yılmaz'ın dayısına benziyor" dedi. Babacan şöyle konuştu: "Cem Yılmaz son gösterisinde dayısını anlatıyor. Cem Yılmaz'ın dayısı AK Parti'ye benziyor. Şöyle, Cem Yılmaz'ın dayısı trafik kazası geçiriyor. Sonra yürürken ileride kaza görüyor. Soruyor polislere 'ne oldu' diye? Diyorlar 'kaza oldu ama şoförü bulamıyoruz.' Ben de sizinle arayayım diyor, şoför kendisi. İktidarın hali budur. Kazayı yapan sizsiniz, şoförü arayalım diyorsunuz. Şoförü aramayın boşuna, aynaya bakın yeter. Dış güçler falan diyorsunuz. Biz bunu yapmayacağız. 14 Mayıs aslında bir referandum. Balıkesir, iki tercih var önünüzde. Otoriterlik mi demokrasi mi? Keyfilik mi hukuk mu? Baskı mı özgürlük mü? Korku umut mu? Öfke mi sevgi mi? Seçenekler çok açık. İkisinden birine mührü basacağız. Devam ediyorum, kavga mı barış mı? Yoksulluk mu zenginlik mi? Kara kış mı bahar mı? Cevap belli, biz barış, özgürlük diyoruz, bahar diyoruz. 15 Mayıs sabah göreceksiniz bu ülkeye bahar geldiğini" diye konuştu.

Kemal Kılıçdaroğlu, Milletin Sesi mitingi çerçevesinde Balıkesir'den vatandaşlara seslendi. CHP Genel Başkan Yardımcılarının ve milletvekillerinin eşlik ettiği CHP lideri Kılıçdaroğlu, "Toplandığımız meydan sıradan bir meydan değil. Kuvayi Milliye meydanı diyoruz bu meydana. Kuvayi Milliyeciler var bu meydanda. Lozan Anlaşması'nın 99. yılını kutluyoruz. 99 yıl önce Sevr'i yırtıp çöp sepetine atan bir süreci yaşıyoruz. 99 yıl önce yaşadık. Bugün bu süreci büyüterek sürdürüyoruz. Dün Bursa'daydım. Söz verdim onlara. Şimdi Kuvayi Milliye Meydanı'ndayız. Kuvayı Milliye'nin başkentindeyiz. Balıkesir'deyiz. Meclis açıldığında ilk yapacağımız iş Lozan'ın kabulünün yıl dönümünü bayram ilan etmelidir. Bayram ilan edeceğiz. Bu teklifi Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulu'na getirirken kimlerin vatansever olup olmadığını, kimlerin milliyetçi olup olmadığını, kimlerin bu ülkenin taşı toprağı için gözünü kırpmadan canını verebileceğini hep beraber göreceğiz. O gün Türkiye Büyük Millet Meclisi Genel Kurulunu izlemenizi isterim. Birlikte izleyeceğiz. Beraber izleyeceğiz. Lozan'ın ne olduğunu yedi düveli anlattık. Ama henüz kendi ülkemizde bazı çevreleri anlatamadık. Onu da anlatacağız. Dediğim gibi Türkiye sıradan bir ülke değildir. Türkiye'nin özelliği bütün mazlum milletlere örnek olan ülkedir. Türkiye bütün mazlum milletlere önderlik yapıp Kuvayi Milliye Savaşı'nı yani bağımsızlık savaşını veren ülkedir. Dikkat buyurun. Türkiye'de cumhuriyet kurulduktan sonra bütün mazlum milletlerin cumhuriyet kurduğunu görüyorsunuz. Bu önemlidir. Ve biz bu önemin gereğini yapmak zorundayız. Balıkesirliler Kuvayi Milliye'nin başkenti dedik. Bir istiklal madalyasını da hak ediyor Balıkesir. Milli hareketinin en güçlü kenti olan Balıkesir'e İstiklal Madalyasının verilmesi lazım. Bunun da kanun teklifini vereceğiz. O zaman göreceğiz. Kimler Balıkesirlilerin yanında. Kimler Balıkesirlilerin karşısında" dedi.
Konuşması sık sık 'Hak, hukuk, adalet' sloganları ile kesilen Kılıçdaroğlu, "Cumhuriyet Halk Partisi olarak yani devleti kuran bir parti olarak iki kırmızı çizgimiz var. Vatanımız ve bayrağımız. İki kırmızı çizgimiz var. Onun dışında kimliği ne olursa olsun, inancı ne olursa olsun, yaşam tarzı ne olursa olsun vatanına ve bayrağına bağlı olan herkes benim başımın üstünde yeri var. Madem ki Kuvayi Milliye Meydanı'nda konuşuyoruz. Bugün geldiğimiz nokta bugün geldiğimiz noktada kutuplaşan bir toplum var. Dış politikanın şahsileştiğini görüyoruz. Birilerinin iradesine göre dış politikanın oluşturulduğunu görüyoruz. Dış politikanın milli olmaktan çıkarıldığını görüyoruz. Ağır bedeller ödüyoruz. Devletin yapısında ciddi bir çürüme var. Devlette liyakat kalmadı. Devlette liyakat ve adalet istiyoruz. Dolayısıyla bizim görevimiz devleti yeniden inşa etmektir. Bunu yapacağız. Artık bugün hangi görüşten olursa olsun, hangi bölgede olursa olsun herkes artık bugün hak diyor, hukuk diyor, adalet diyor. İnanın ve bize güvenin. Bu ülkeye hakkı, hukuku ve adaleti mutlaka getireceğiz. O rüşvet alan büyükelçileri sizlerin takdiriyle Allah'ın izniyle iktidar olduğumuzda derhal görevlerinden alacağım, derhal. Uyuşturucu baronları, onlarla mücadele edeceğim. Gencecik evlatlarımızı zehirliyorlar. Biz ülkemizin çıkarları için çalışıyoruz. Ülkemizin çıkarları için mücadele ediyoruz. Gencecik evlatlarımız için mücadele ediyoruz. Onların bir köşeye atılmalarını onların dikkate alınmamalarını onların umutlarını yurt dışında aramalarını içimize sindiremiyoruz. Biz beraber olmak zorundayız. Birlikte olmak zorundayız. Birlikte mücadele etmek zorundayız. O nedenle Kuvayi Milliye Meydanı'nda bir kez daha söylüyorum. Bize güvenin. Bize inanın" dedi.

Çiftçilere hitaben konuşan Kılıçdaroğlu, "Çiftçilerin sorunu var. Çözeceğiz. İktidar olduğumuzda ilk yapacağımız iş, ilk bir hafta içinde çiftçilerin ister bankalardan ister tarım kredi kooperatiflerinden çektikleri kredilerin faizlerini sıfırlayacağız. Sıfır faiz. Faizlerini sıfırlayacağız. Rahat edecek çiftçi kardeşim. Ayrıca havza bazlı planlama yapacağız. Kim neyi ekecek, neyi bitecek hep biz bileceğiz. Hiçbir çiftçinin ektiği ürün, beslediği hayvan dolayısıyla zarar etmesine asla izin vermeyeceğiz. Varsa yazın çiftçi kardeşlerim yazın bir tarafa. Kılıçdaroğlu sözü deyin. Çiftçiyim, ekiyorum, biçiyorum deyin. Hayvan besliyorum deyin. Balıkçılık yapıyorum deyin. Ben zarar edecek miyim? Hayır kardeşim. Alın teri döküyorsun, üretiyorsun. Kazanacaksın. Sen üretmezsen milyonlar aç kalır. Sen üretmezsen biz dışarıdan alırız. Sen üretmezsen seni değil dışarıdakileri zengin ederler. Ama bizim felsefemiz nedir? Bu ülkede alın teri dökenin kazanmasıdır. Alın teri döken kazanacak" şeklinde konuştu.
Kılıçdaroğlu sözlerini şöyle sürdürdü: "Rahmetli Ecevit'in dediği gibi 'Ne ezen, ne ezilen, insanca, hakça bir düzeni getireceğiz'. Tarım stratejik sektör. Dünyanın bütün ülkeleri tarıma destek verirler. Bizde de 2006 yılında bir kanun çıktı. Milli gelirin her yıl en az yüzde 1'i oranında çiftçiye destek verilir diyor. Yani vereceksin diyor. Vermiyorlar. Kuvayi Milliye Meydanı'ndan bütün çiftçilere, bütün balıkçılara, bütün üreticilere sesleniyorum. Not edin bir tarafa. İktidar olduğumuzda o yüzde 1 payı mutlaka alacaksınız. Türkiye Ziraat Odaları Birliği Başkanı'nı davet edeceğim. Plan Bütçe Komisyonu'na gelecek. Yüzde 1'i görecek ve nasıl harcandığını da kendisi denetleyecek. Bunu yapacağız. EYT sorunu. Hiç meraklanmayın. Çözemezlerse az kaldı biz çözeceğiz. Hiç endişeniz olmasın. Her bayramda en az asgari ücret kadar emekli ikramiyesi verilecek. Asgari ücret. Taşeron işçiler vardı biliyorsunuz. Onun da kavgasını verdim. Bütün taşeron işçilere kadro verilmesi gerektiğini söyledim. Bir kısmını verdiler. Şu anda rakamları size vereyim. 128 bin taşeron işçi kadro alamıyor. Sağlık Bakanlığı'nda var. Diğer bakanlıklarda var. Milli Eğitim Bakanlığında var. 10 ay süreyle çalıştırıyorlar. Bütün o taşeron işçilere sesleniyorum. İktidarımızda göreceksiniz. Herkes kadrolu, herkes güvenceli çalışacak. Bütün taşeron işçilere kadro vereceğiz. Geçmişte kısmen verdiler. Biz tamamına kimseyi ele güne muhtaç etmeyeceğiz. Aynı görevi yapıyor, aynı okulda çalışıyorlar. Aynı derse giriyorlar. Birisi kadrolu, birisi ücretli birisi sözleşmeli. Birisi bin lira alıyor, birisi 500 yüz lira alıyor, birisi 50 lira alıyor. Ama aynı işi yapıyorlar. Eşit işe eşit ücret. Felsefe ne bu. Adalet de burada yatıyor. Yine bütün öğretmen kardeşlerime ve din görevlilerine sesleniyorum. Sayınızı biliyorum. Kaç kişi olduğunuzu biliyorum. Tümünüze kadro vereceğiz" dedi.

Kılıçdaroğlu, 'Bay Kemal' sözünün sıradan bir söz olmadığını söyleyerek, açıklamalarda bulundu. Kılıçdaroğlu, "Bay Kemal sıradan bir olay değil. Söyleyeyim. Bay Kemal olmak için önce ahlakı olacaksın. Bay Kemal olmak için kul hakkı yemeyeceksin. Bay Kemal olmak için adaletli olacaksın. Bay Kemal olmak için emperyal güçlerin karşısında diz çökmeyeceksin. Bay Kemal olmak için kadın erkek eşitliğini savunacaksın. Ve Bay Kemal'i olmak için İstanbul Sözleşmesi'ni bir hafta içinde yürürlüğe koyacaksın. Hiç meraklanmayın. Halledeceğim ben bunları. Sağlıkta şiddet. Bunu çözeceğiz. Pazartesi günü pazartesi günü grup. Başkan vekillerimiz, sağlıkta şiddetin önlenmesi için bütün sivil toplum kuruluşlarını çağırdılar. Sağlıkla ilgili. Meslek kuruluşlarını davet ettiler. Sorun nasıl çözülür diye oturup konuştular. Bir kanun teklifi hazırladılar. ayrıca bir genel görüşme yapılması için de Türkiye Büyük Millet Meclisi'ni olağanüstü toplantıya davet edecekler. Buradan bütün sağlıkçılara sesleniyorum. Bütün sağlıkçıları. Pazartesi günü vereceğiz. Bu işin takipçisi olacağız. Eğer meclis olağanüstü toplanmazsa, birileri meclise gelmekten kaçarsa, sağlıkta şiddete son vermek için hazırladınız. Kanun teklifine hayır derse iki eliniz onların yakasında olsun".
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.