15750,07%-2,31
43,93% -0,01
51,08% 0,00
7243,29% 0,56
11848,56% 0,00
Sayın Hocam, öncelikle sizi tanımak isteriz. Selçuk YAZICI kimdir?
1975 yılı Rize doğumluyum. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi mezunuyum. 20 yıldır Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanıyım. 2010 yılının son günlerinde Balıkesir Üniversitesi’ne geldim. Buradaki çocuk hastalıkları anabilim dalının kurucu öğretim üyesi benim. 14 yıldır çeşitli bilimsel yayınlar ve etkinlilerde bulundum. Bir çok uluslararası ve ulusal yayınım var. 2019 yılında doçent oldum. Pek çok uzmanlık öğrencisinin ve lisans öğrencilerinin yetişmesinde görev aldım, halen de bu görevlerim devam etmektedir. Çok iyi derecede İngilizce, orta seviyede Almanca biliyorum. Evliyim. İki çocuğum var
Balıkesir’e ve Balıkesir Üniversitesine hangi duygu ve düşüncelerle geldiniz, ne umdunuz ne buldunuz?
Elbette akademik gayret ve istekle geldim. Ancak bu geçen zaman içinde maalesef üniversitenin beklenen maddi ve manevi kalkınması gerçekleşemedi. Çok değerli hocalarımın kişisel gayret ve yetenekleri elbette çok değerli ancak bu gayretlerin yeterince desteklenemediğini ve bunun da arzu edilen ilerlemenin oluşamamasının en büyük nedeni olduğunu düşünüyorum. Bugün dahi beklenen ilerlemenin çok uzağındayız. Tabii ben tıp fakültesinde çalıştığım için genel olarak değil de bu ifadelerimi tıp fakültesi ve hastane özeli için belirttiğimi hatırlatmak isterim
Peki sizce BAUN Tıp Fakültesinin özellikle de hastanesinin kendisi ile birlikte kurulan diğer Üniversitelere göre geride kalmasının sebepleri nelerdir?
Bir çok sebebi var. 15 temmuz 2016 öncesinde fetö yapılanması üniversitede çok etkindi. Bu yapı adeta tüm hücrelere işlemiş ve sistemi felç etmişti. Hatta malumunuz Balıkesir için ‘Fetönün Kandili’ diye çok bilinen bir ifade vardı o dönemlerde. Üniversitede 15 temmuz 2016 sonrası benim kişisel kanaatim olarak bu yapı ile ciddi bir mücadele verilmediğini düşünüyorum. Elbette bu durum gelişmenin önünde çok büyük bir engel olarak durmaktadır.
Bence önemli bir diğer sebep yönetici liyakatının yeterli olmaması. Özellikle son yıllarda liyakatta çok ciddi, gözle görülür bir düşüş olduğunu düşünüyorum. Bu durumda elbette ilerlemenin önünde önemli bir engel. Bazı alanlarda bırakın ilerlemeyi, mevcudu muhafaza etmede dahi yeterli olabilecek kadar liayakat olmadığını düşünüyorum. Yıllar içinde, farklı zamanlarda kendi alanında çok iyi yetişmiş hekimler üniversitemize gelmek istedi. Ancak bu kişilerin değerini idrak edip konunun önemine göre hareket edebilecek yönetici bulmakta zorlandık, halen de durum bence farklı değil. Hemen aklıma gelen bir örnek olarak belirtmek isterim. Bir önceki rektör döneminde konusunda çok iyi yetişmiş onkolog ve radyasyon onkoloğu bir ekip üniversitemize gelmek istemişti. Ekip olarak gelip hemen hasta kabulü yapmak arzusundaydılar. Ancak anlaşılmaz bir sebeple reddedildi. Bugün dahi bu iki hayati bölüm hastanemizde mevcut değil. Onkoloji (kanser) hastaları farklı hastanelerde hatta bazen farklı şehirlerde şifa aramak zorunda kalmaktadır. Buna benzer onlarca örnek verebilirim. Bütün bu olumsuzluklar toplanınca böyle bir neticenin oluşması şaşırtıcı değil elbette.
Dediğim gibi birçok faktör var. Bir diğeri hak edenlere hak ettikleri akademik kadroların verilmemesi keyfiyeti. Eskiden de kısman vardı ama son yıllarda ileri derecede bir kadro engellenmesi durumu oluştu. Akademik kadrolarda özellikle bu rektör döneminde ciddi haksızlıklar yapılmakta, bu durumdan birçok öğretim üyesi olumsuz etkilenmekte, mağdur olmaktadır. Ben de bu mağdurlardan biriyim. Anlamak mümkün değil. Burayı kurmuş, bugünlere getirmiş insanların hakkının teslim edilmemesi Üniversiteye yeni gelecek olanların da şüpheyle bakmasına, doğal olarak başka üniversiteleri tercih etmelerine yol açmaktadır. Bu da insan kaynağı kaybına neden olmaktadır. Kadroların keyfi olarak engellenmesi açısından Balıkesir Üniversitesi özellikle son bir-iki yıldır tüm ülke çapında çok olumsuz bir görüntü sergilemekte diye düşünüyorum…
Daha sayfalarca sebep sayabilirim ama sanırım en önemli bu birkaç nokta bizi dinleyenlere bir fikir vermiştir.
Balıkesir Üniversite Hastanesinde kimse ücretsiz randevu alamıyor ameliyat olamıyor. Ancak ücretli muayene olup binlerce lira ameliyat ücreti ödedikten sonra ameliyat olabiliyor. Sizce bunun nedeni Hoca yetersizliği mi yoksa Hastanenin para kazanma hırsı mı?
Bence her ikisi de sebep. Az önce söylediğim gibi bazı alanlarda hoca yok veya sayısı yetersiz. Ama bu durum yeni değil, eskiden de eksiklikler vardı. Yeni olan şey ücret artışları.
Son yıllarda ücretli işlemlerin çok çok artmış olmasının, üniversite hastanesinin kanaatimce adeta kamu hastanesi değil de özel hastane gibi çalışıyor olasının yeni yönetimin, açıkça söylemek gerekirse yeni rektörün, hastaların sağlık hakkına bakışı ile alakalı olduğunu düşünüyorum. Ben uzun yıllar özel sektörde de çalıştım. Kamu hastanesi yöneticisi gözüyle bakarsanız sonuç başka olur, özel hastane yöneticisi gözüyle bakarsanız bambaşka olur. Bir kamu hastanesi yöneticisinin öncelikli hedefi para kazanma değildir. Tabi burada üst yönetimde, -Rektör ve yardımcılarını kast ediyorum- bir hastanenin işleyişine hakim olabilecek mesleki birikim olup olmadığı da sorgulanmalı elbette. Neticede bu kişilerin hiçbiri sağlık profesyoneli değiller, farklı meslek kollarından insanlar. Bu nedenle konuya tam olarak hakim olabildiklerini de düşünmüyorum.
Mesai dışı özel muayene saatleri bellidir. Bu konuda yerel basında birçok haber de çıktı. Bu durum en üst makam olan rektörün sorumluluğundadır. Maalesef olay öyle bir boyuta geldi ki ücretsiz muayene olmak pek mümkün değil artık. Hep zor yerlerden soruyorsunuz. Bu konuda daha fazla konuşmamayım en iyisiJ
Balıkesir Üniversitesinde görev yaptığınız süreçte kaç rektör ile çalıştınız, çalıştığınız Rektörleri nasıl buldunuz?
Rahmetli Şerif Saylan hocanın görevinin son günlerinde geldim. Kendisi ile uzun çalışamadık. Son derece naif bir insan olarak tanıdım ancak birlikte çalışma zamanı olmadı. Dolayısıyla 5 rektörün dördü ile çalıştım diyebilirim. Genel manada yıllar içinde ciddi bir düşüş olduğunu düşünüyorum. Ama bugün gelinen noktayı herkes bilsin isterim. Bence üniversite içinde büyük bir sorunumuz var. Son rektör Prof Dr Yücel Oğurlu malumunuz akademisyenlere dahi randevu vermemesi ile meşhur bir hocamız. Yaklaşık iki yıldır kendisinden görüşmek için randevu dahi alamadım. Bir kısım akademisyenler sanki bu kurumda hiç yokmuş, onlar buranın personeli değilmiş gibi bir tavır var. Birçok diğer akademisyenden de aynı şikayetleri duydum. Akademik hayatımda bir gün böyle bir şeyle karşılaşacağım söylense asla inanmazdım, ama bugün bunu fiilen yaşıyoruz. Ne denebilir bilmiyorum. Kendi kurumundaki akademisyen ile bile görüşmeyen bir yönetim nasıl bu şehre ilerleme getirebilir bilemiyorum. Neticede bu makamlar millete hizmet için varlar. Akademisyen bile görüşemiyorsa bir sıkıntısı olan vatandaş nasıl ulaşıp derdine çözüm bulacak onu da anlayabilmiş değilim. Bu durumu da Balıkesir halkının ve yöneticilerinin takdirlerine bırakıyorum. Yani olaylar bir takım basına yansıyan müşfik fotoğraflar gibi değil. Tabi bir takım basına yansıyan diyorum. Bazı basın kuruluşları sağ olsunlar objektif ve doğru habercilikten taviz vermiyorlar. Onları ayırıyorum.
Mevcut Rektör hakkında düşünceleriniz neler? Bazı yerel basında Üniversite ile ilgili iyimser haberlere rastlıyoruz. Sizin bu konudaki görüşleriniz nelerdir?
Az önce söyledim. Bence bu güne kadar çalıştığım en başarısız rektör. Açıkçası daha kötüsünü görebileceğimi de zannetmiyorum. Başka bir şey söylemeye gerek duymuyorum.
Bildiğimiz kadarı ile sizin geçmişte bir sendikacılık yönünüzde var. Hatta hatırlıyorum o dönemlerde birçok basın açıklamasında Balıkesir Üniversitesindeki cemaat yapılanmalarına özellikle de fetö yapılandırmalarına dikkat çekiyordunuz. 15 Temmuz sonrasında Üniversitede yapılan fetö operasyonlarını da duymuştuk. Sizce Üniversite içerisinde fetö temizliği tam anlamı ile yapıldı mı?
Hayır. Asla. Bence yüzeysel denebilecek bir hareket yapıldı. Detaylı, derinlemesine bir inceleme yapıldığına asla kani değilim.
Sizin şu an itibari ile Doçent ünvanına sahip olduğunuzu ve Profesörlüğünüzün yakın olduğunu biliyoruz. Ancak aynı zamanda size Doçent kadrosunun verilmediğini de biliyoruz. Sizce bunun sebebi nedir? Anabilim dalınızda Doçent hocaya mı ihtiyaç yoktur ya da herkese kadro verilirken size kadro verilmemesinin perde arkasında başka nedenler mi var?
Evet ortada açık ve net bir haksızlık var. Ben de net bir cevap vereyim. Bu durumun 15 Temmuz 2016 öncesinden kalma bazı artıkların işi olduğunu düşünüyorum.
Sayın Hocam umuyoruz ki Üniversite Yönetimi en kısa sürede hak ettiğiniz Doçent kadronuzu verir ve haksızlığı giderir. Son olarak eklemek istediğiniz, okuyucularımıza vermek istediğiniz mesaj var mı?
Bence vatandaşlarımızın sağlık gibi hayati meselelerde çok daha fazla sorgulayıcı olması gerekmekte. Neden burada diğer üniversitelerdeki tıp fakültelerinde olan bazı imkanlar halen yok, neden halen insanlar tedavi olmak için başka başka şehirlere gitmek zorunda kalıyor bunu başta şehrin vekilleri olmak üzere yöneticilere sormaları gerektiğini düşünüyorum. Bütün vatandaşlarımızı saygıyla sevgiyle selamlıyorum. Sizlere de bu röportaj için teşekkür ediyorum.
Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.